18 Nisan 2013 Perşembe

Açık Mektup

Sevgili Okuyucum,

Zorunluluklardan örülü zindanlar var zihnimde, kendi içimde derdest edilmiş yüreğim...

Karanlık ve soğuk hapishanemde gardiyan misali acımasız düşüncelerim sayıma geldiğinde anladım bedenin özgürlüğünün hapis cezasına engel olmadığını...

Hep bundandı, idamlık mahkum misali gökyüzünü izleyişlerim... Zihin zindanlarımın gökyüzüne açılan tek penceresiydi gözlerim.

Pencereme yağmur yağmazdı belki ama pencerem buhulanırdı her gökyüzüne baktığımda.

Görüş günüm olmadı hiç, kimse mektup yazmadı ya da merak etmedi kimse. Avluya çıkıp volta atmama izin vermediler düşünceler arasında. Volta atmanın bile bir raconu olduğunu, geçmişin yürüdüğü yerde volta atamayacağımı, geçmişin tokadını yeyince anladım.

Günler günleri kovaladı. Vicdanım koğuş ağası misali her mutluluğumdan bir acı çıkarmam için elinden geleni yaptı. Kolay değildi, en sağlam adamları pişmanlıklarımdı. Zaman geçince en büyük mutluluklarım, pişmanlıklarıma dönmüştü. Mutluluklarım, ufak huzur anlarımda, beni şişlediğinde anladım.

Revir günlerimde çok farklı değildi. Doktor diye sarıldığım hayallerim, içinden çıkamayacağım hapishanemde ölümümü geciktirmek için uğraştı. Uğraşının beni yaşatmak için olduğunu sanırken, daha fazla içeride ceza çekmem için olduğunu; İdam mahkumuna hayatın güzelliklerinden bahseden, koğuş arkadaşı misali uzanamayacağım, mutluluklarımın müsebbibi, hayallerimi hatırlatırken anladım.

Mahkeme vakti geldiğinde ceza indirimi için iyi hal gösteren adamlar gibiydim. Gel gör ki sükunetim atfedilen suçları kabul edişimdendi. Gerçi kimse "yaptın mı?" diye sormadı zaten infazım bile yargısız oldu, vicdanım kalemimi sorgusuz kırdı.

Acılarımla...
Pişmanlıklarımla...
Saygılarımla...
Vicdan tipi kapalı ceza evinden
aSilZaDe
Related Posts with Thumbnails