13 Haziran 2012 Çarşamba

4+4+4

Son zamanların önemli tartışması 4+4+4...

Program program dolaşıp konu hakkında fikrini beyan etmek isteyen gazetecilerin yanında politikacılarda yadsınamayacak kadar fazla ama gelin görün ki aralarında bir tane bile eğitimci yok.

Gerçi Milli Eğitim Bakanlığına bir fen edebiyat mezununun atandığı memlekette, eğitim sorununu eğitimcilerin tartışmasını beklemekte biraz komik oluyor.

Tartışmalara dikkatle dinlediğimizde öğrendiğimiz iki konu şunlar; Kürtçe seçmeli dil oluyor ve İmam Hatiplerin orta kısmı açılıyor.

Koca eğitim sistemini değiştiriyoruz diyorlar kimse sistemde neler değişti demiyor. Herkes işin siyasi kısmıyla ilgileniyor ki mevzuat taslağı yayınlandıktan sonra bir ayı geçmeden mevzuat hazırlandı deniliyor. Ne değişti? Eğitim sisteminde bu güne kadar karşımıza çıkan eksikliklerden hangileri değişti? Bu soruların cevaplarını veren yok.

Arkadaş eğitim sistemi böyle değişmez, önce eksiklikler belirlenir sonra daha iyi bir eğitim için gereklilikler belirlenir en sonunda sistem değiştirilir. Eğitimin siyasete alet edildiği her devlet gibi iyiye gitme bir yana daha beter zamanlar göreceğiz zaman içerisinde.

Seçmeli Kur'an-ı Kerim dersinin gelmesi gayet memnun edici bir durum. Müslüman nüfusun oranı bunu gerektiriyordu ama bu henüz içeriği doldurulmamış siyasi bir hamle olarak eğitim sistemini değiştirmeyi gerektirmiyordu.

Bugün 4+4+4 denildiğinde 'Kürtçe ana dilde eğitimde olmalı' ya da ne bileyim 'İmam Hatiplerin orta kısmı açılıyor' cümleleri değil, sistemin yeniliklerini, getirisinin götürüsünün tartışıldığını duymamız gerekiyor. Gel gör ki amaç eğitimi daha iyiye taşımanın olmadığı yerde ütopik beklentilerden bahsediyor olduğumun farkındayım. Bu ülke dini, eğitimi, ölümü siyasete alet etmeyi bırakmadıkça iflah olmaz. Bugün eğitime yapılan durum yarın hemen hemen her sektöre yapılabilir, yeter ki ucunda siyasi bir kazanım olsun.

Eğitimcilerin düşürüldüğü durumlardan bahsetmiyorum bile...

Aslının maaşı 'bütçeye yük' diye düşürülürken vekilinin maaşının 'yetmiyor' diyerek artırıldığı bir ülkede yaşıyoruz, bu çaba niye diye sorarlar adama değil mi?

Öncelikle bu konuyu tartışanları eğitmek lazım...

Bana kalsa milletvekillerine de hizmet içi eğitim verilmeli, bu bir yana sıfırdan, yeniden, adam gibi bir eğitimden geçirilmeleri gerekiyor.

Bende devletvekili mi olsam ne yapsam. Bu ülkede vekili aslında çok para ediyor, daha çok itibar görüyor. vekili geliyor aslına 'bir göbek atta ne kadar sevindin görelim' diyor, adamda o göbeği atıyor.

Müstehak bize valla...

Konudan uzaklaştım, toparlayayım. Şu ülkede eğitimi sadece bir günlüğüne bir çocuğa emanet etseler - Eğitimciye emanet etsinler demiyorum bakın - eğitim sistemi düzelir gibime geliyor. En azından daha mantıklı kararlar vereceğini düşünüyorum. Neticede henüz kafası siyasete çalışmayabilir ki tek umudum bu artık.

Bir eğitimci olarak eğitime acıyorum valla kimlerin elinde ne hallere giriyor garibim.

Saygılarımla...

NOT: Yazı biraz dağınık oldu kusura bakmayın. Sinir katsayısı yüksek olunca insan pek kafayı toparlayamıyor. Aslında şu sinir katsayılarına da bir ayar çekseler iyi olur, gerçi katsayı gündemi geçeli biraz oldu.


3 Haziran 2012 Pazar

Tecavüz, kürtaj ve siyaset bilimi

Herkesin rahatlıkla fikrini beyan ettiği kürtaj konusunda, fikrini söyleyenlerin çoğunun kadın olmaması ilginç bir durum. Herkes bir konuda fikrini söyleyebilir elbette ama tartışılan konudan birinci derece etkilenenlerin, tartışanların çoğunluğunu oluşturması gerekir.

Bugün hükümetin fazlasıyla üstünde durduğu bu mevzu, bazı konuları insanların gözü başka yerdeyken çözmek için yapılan hamleler, yani çokta bu konuyla ilgilendiklerini düşünmüyorum. İnsanların tepki göstereceği konular ortaya atıldığı tarihlerde geçirilen kanunlara bakarsak bu durumu ayan beyan görebiliriz.

Olayları yorumlarken fevrileşen bir milletiz ki fikrimizi beyan ederken daha fazla sinirleniyor, saldırganlaşıyoruz. Bunu kullanarak yapay gündemler oluşturuyor ve istedikleri her neyse, insanlar bu gündemle  uğraşıken yapıyorlar.

İronik durumlardan anlayabilirsiniz yapay gündemi. Farz-ı misal polisin tekmesiyle küçücük bir can yok olurken sesini çıkartmayan ne kadar siyasetçl varsa hepsi kürtaj konusunu 'çocuk katilliğiyle' eş değer tutup cinayete sessiz kalamayız diyor. Aynı cinayeti polis bir tekmeyle işlerken sesiniz neredeydi acaba sorusu geliyor akıllara.

Demokrasi demokrasl diye bağıra bağıra gezen, demokrasi düşmanı olduğunu iddia ederek herkesi içeriye(hapishane) almış bir hükümet var karşımızda. önce lafı söylüyor sonra tepki durumuna göre 'tartışılması lazım' ya da 'ben öyle demek istemedim yanlış anlaşıldım' ile başlayan ve sonrasında herkesin değer yargılarına hitap eden bir problem cümlesiyle yine dikkatleri üstlerinden atıyorlar.

Bir kesim bu yapay gündem durumunun farkında ve izah etmeye çalışıyor ancak onlarda vatan hainlnden tutun da teröriste kadar geniş bir yelpazede yaftalanıyor. Teröristin sayın diye anıldığı bir ülkede, terörist çiftçl, terörist öğretmenler olduğunu pek sayın siyasetçilerimizden öğrendik.

Gel gör ki siyaset bu, bundan fazlası da olmadı ülkemizde. Bugün ekonomik krizli günleri arar olduk. En azından ekonomik kriz varken siyasetçllerln aklı belden aşağı çalışmazdı.

Ekonomik durumun iyi olması bana miras yedileri hatırlatıyor, evi arabayı satarken para var ama bir gün satacak bir şey kalmayacak, millette bu zam yağmuruna uyanacak bakalım o zaman ne olacak.

--
Saygılarımla...
Abdullah ÖZCAN

iletişim
Tel       :
Eposta : posta@abdullahozcan.com.tr
Related Posts with Thumbnails