16 Şubat 2012 Perşembe

Delinin Günlüğü


  • Naber?
  • Ne olsun hayat aynı tas aynı hamam devam ediyor, arada yıkananlar değişiyor da mevzu herkesin bizi görünce donunu sıyırıyor olması... 
  • Mizah, acınası gerçeklerin izahıdır. İnsan duyunca gülesi gelir, yaşayınca sövesi.
  • Bu arada resmi verilere göre 45 kadın sığınma evi, 60 genel evin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Mizah mı gerçek mi bilemedim. Hadi, hadi, Cem Yılmaz söylese götünle gülerdin ayak yapma şimdi.
  • Hepimiz ermeniyiz, hepimiz sokak köpeğiyiz, hepimiz milliyetçiyiz de bir insan olmayı beceremiyoruz... 
  • Her gelen yiyor, bunlar en azından bir şeyler yapıyor birazda bunlar yesin helali hoş olsun diye oy verilen bir ülkedeyiz. Ehven-i şer der, gider oyumu veririm.
  • Demokrasilerde düzen değişir, düzülen değişmez...  
  • Kocaman pusula arkadaş insan yolunu kaybediyor. Pusulanın bir ucundan sonuna varıncaya kadar bırak oy vereceğin partiyi, orada ne aradığını bile unutuyorsun.
  • İsmini hayatımda bir kere bile duymadığım partiler varmış logoları da güzel.
  • Devir tasarım devri logosu güzel olana ver gitsin oyu.
  • Verilen oy geri alınmaz.Bir kere verdin mi hep verecen arkadaş. Ne demişler tatmin etmeyeceksen tahrik etmeyeceksin. Bunu buraya nasıl bağladım bende bilmiyorum. Vermek deyince çağrışım yaptı galiba, gerçi durum pek farklı sayılmaz ya neyse...
  • oy deyince aklıma geldi oy oy eminem diye şarkı vardı, parmak yüzük dolu, kol bilezik dolu aşiret düğünü mübarek.
  • Rapçi Eminem amiyane tabirle "mother fucker"mış yeni öğrendim. Tü! irezil dedim. Şarkılarını dinlemiyordum, öğrendikten sonra bir kere dinledim. Bi kere daha tü! dedim.
  • Millet olarak tükürmeyi seviyoruz gardaş, hakkk tü! blogada tükürdüm sende tükür. 
  • "Tükür babanın suratına" ne kadar güzel, ne kadar bizden bir repliktir öyle...
  •  Genel evleri kapatalım da millet bize mi tükürsün... Binanaleyh tükür çocuğum babanın suratına...
  • Kadına şiddete hayır eylemlerinde gözüken erkeklerin bazıları karılarına şiddet uyguluyorlarmış. Adamlar olayı yanlış anlamış kadına ve şiddete hayır zannetmişler meğer... Bilse hepsini döverdi orada.
  • Şiddetin tanımı da çok değişken arkadaş, eski türk filmlerinde "ne olacak kızım 2 3 tokatta yiyeceksin" deyince arkadaş, diğeri "o iki üç tokat sonra olur on tokat sonra sabah akşam şiddet" diyor. Demek ki o zamanlar iki üç tokat şiddet sayılmıyormuş. negzel... 
  • birde sado mazolar var tabi... Tokatla, kırbaçla beni hatçe! nerde şiddet bildiğin zevk ulan...
  • ŞİRRET ile ŞİDDET kelimeleri akraba gibi duruyor. Gel buraya ağzını burnunu kıracağım şirret karı!
  • Psikolojik şiddet varya o fena. Hadi vurdun kafa göz yarıldı. 15 bilemedin 20 gün sonra düzeldi. Psikolojiyi bozdun gitti garibin kafa. Abüüübeeee... hennn düdüt...
  • Hangisi tehlikeli bilemedim şimdi, dur bi düşünim...
  • Kavram karmaşası; Şiddet şiddet dedikleri bir kaç tokat ile bir kaç tekme, isteyene ver onları bana deli gerek deli. Yok yok en tehlikelisi psikoloji şiddet kardeşim... 
  • 1960'larda hastaneden kaçıyor 200'ü aşkın deli, doktor al eline bir mızıka geçin sıraya tüm şehri gezeceğiz diyor. oynaya oynaya tren yapıp dönüyorlar ki 500 kişi olmuşlar.
  • Çarşıya kaçtım 200 tane hastaneye döndüm 500 tane.
  • Şimdi hiç problemi olmayan, hiç sıkıntı çıkartmayan bir kadın düşün... Düşündün mü? Helal olsun arkadaş ne hayal gücü varmış sende...
  • Şimdi birde kadınları anlayan bir erkek düşün... Ne oldu devreler yandı düşünemedin değil mi?
  • Kendini anlayan kadın hayal et diyeceğim, yok yok sen en iyisi aklından bir sayı tut az önce devreleri yaktık şimdi trafoyu toptan patlatmayalım değil mi?
  • İddia ediyorum beynini nadasa bırakmış bir milyon insan bulabilirim...
  • Beynimi nadasa bırakmıştım gideyim biraz fikir ekeyim. Ne yapsam? Ne yapsam? çizgi film seyredeyim, şirinleri izleyip biraz kominizm ekeyim zihnime...
  • Yemişim Lenin'i yaşasın Şirin Baba...

11 Şubat 2012 Cumartesi

Çocukluğumu Özledim

Eskisi gibi olsa her şey...
Hani ilk bakış gibi... İlk Aşk gibi taze ve yeni...
Kirli paslı çocukluğumu özledim, hayatın her an biraz daha kirlettiği duygulara inat...

Buram buram toprak kokar her yağmur sonrası çocukluğum ve her güneş açtığında top oynar hayallerim sokakta. Dizlerim yara bere içinde eve dönüşlerim gelir aklıma sızım sızım mutluluk dolardı içim, dizimdeki yaralar her sızladığında.

Sakallarımın çıkmadığı, çıksın diye her sabah tüysüz yüzümü tıraş ettiğim; birini sevmenin sadece gözlerine bakıp seni seviyorum demek  ve bunun dahi iki al yanaklı çocuğun okulun bahçesinde farklı yönlere doğru kaçmasına sebep olduğu; en büyük korkumun odamdaki dolaptan fırlayacağını düşündüğüm o simsiyah gözleriyle rüyalarıma giren hayal gücümün eseri korkunç yaratık olduğu, buna rağmen o yaratık geldiğinde dahi sığınacak dünyanın çizgi romanı olmayan ve bence çizgi romanı olmasını en çok hakeden büyük kahraman babamın yan odada olduğunu bilmenin verdiği huzurlu uykularımın olduğu; her gece elini dahi tutmadığım ya da yanına dahi gidemediğim ve yahut gittiğimde sadece kendisine seni seviyorum diyerek yanından kaçtığım çoğu zaman platonik, kimi zaman beni sevdiğini sandığım kızlarla en safiyane duygularla kurduğum yine ve yeni gelecek hayallerinin olduğu; her dışarı çıktığımda küçücük dünyamda yaşadığım kocaman hikayeleri anlatabildiğim ve anlattıkları hikayeleri dinlediğim, anlatırken ayrı, dinlerken ayrı mutlu olduğum ve samimiyetlerinden zerre şüphe duymadığım, kardeşim dediğim arkadaşlarımın olduğu; beni ben yapan ne kadar acı varsa hepsinden vazgeçmeme sebep olacak kadar içten umutlarımın olduğu; pişmanlıklarımın henüz beni benimde pişmanlıkları tanımadığım çocukluğumu özledim... 

Evet çanak çömlek patladı ve ben oyun bozan o çocuğa kızmıyorum artık çünkü büyüdükçe hepimiz en çok oyun bozanlığı öğrendik. Bugün geriye bakmıyorum çünkü gözlerindeki umudu gördüğümde bugün yaşadığım umutsuzluklara bakarak utanacağım çocukluğum duruyor olacak orada. 

Keşke...

Saygılarımla...
Related Posts with Thumbnails