16 Temmuz 2011 Cumartesi

Kadın Gücü + Erkeğin Korkusu = Şiddet

Kadına şiddet tarihin her devrinde hemen hemen belli bir oranın üstündeydi ancak; modern toplumda önceki dönemlere göre daha yaygın bir hal aldı. Sürece nedenler ve sonuçlar açısından bir göz atalım.

Yakın geçmişte şiddeti okumuşluk oranıyla bir tutuyorlardı. Bir bölge ne kadar eğitimsiz ise kadına şiddet o kadar fazla gibi bir genel yargı vardı. Genel olarak bölgelere baktığımızda eğitim seviyesinin düşüklüğü kadına şiddet oranını artıyor burası doğru ancak yanlış olan eğitim seviyesi yüksek insanların gösterdiği şiddette hatırı sayılır bir yer alıyor.

KADININ GÜCÜ

Eğitimsiz bölgelerde kadınların gücünden korkan zihniyetin kadınları evlere kapattığı gerçeği üzerinden ilerleyelim. Kadının gücü mü? Evet kadının gücü. Tarihin her devrinde kadınların sahip olduğu doğal çekicilik, bunun çerçevesinde erkeklerin üzerinde yarattığı etki itibarıyla güçlü olmuştur.

Kadınların güzelliğinden, çekiciliğinden, doğasından -ne derseniz deyin- kaynaklanan bu etki cadı diye yakılmalarından tut, büyücülükle suçlanıp kafalarını giyotinde bırakmalarına, erkeklerin aklını başından almaları sebebiyle türlü işkencelerle karşılaştılar. Tarihi yazanlarda erkekler olduğundan olayın bu tarafın hiç dikkat etmediler. Peki kadınlar bu gücü bilinçli olarak kullanmadılar mı?

BİLGİNİN OLGUNLUĞU MU? YOKSA UKALALIĞI MI?

Kadınlar modern toplumla öne çıkan bilgi bir çok şeyi değiştirdi. Eskiden en hayvani ihtiyacımız olan açlığı gidermenin tek yolu fiziki kuvvet kullanmakken günümüz toplumunda sadece konuşarak ya da sosyal medya üzerinde işlemler yaparak bu ihtiyaç giderilebilir hal aldı(Örnekler fiziki kolaylığı sebebiyle seçilmiştir.). Bu kadınlara güçlü olma şansını verdi. Sürecin başlarında bu hakkı da alabilmek için doğalarından ileri gelen güçlerini kullanmak zorunda kaldılar. Zamanla siste içinde kabul görünce ise tamamen yetenekleri ve hırslarıyla çok hızlı ilerleme kaydettiler. Devir değişiyordu ve kadın buna hızla adapte oluyordu.

Eskiden değerli olabilmek için bir erkek doğurmak veya erkeğini memnun etmekle yükümlü olan kadın artık sadece kendini memnun etmekle yükümlü oldu. Bu noktadan sonra ne değişti?

ERKEK EGEMEN TOPLUM DEĞİŞİYOR.

Erkekler her zaman değerli hissetmelerine neden olan "Eve ekmek getirme" misyonunu kaybetmeye başladı. Kadınların yılların ezilmişliğinin acısını ise bu süreci olgunlukla değil ukalalıkla değerlendirmesi, zaten konumunu yitirdiğini hisseden erkeğe tokat gibi geldi. 

Kadınlardan yenilen tokatlar arttıkça süreci kendi lehine çeviremeyen erkekte geriye evrim belirtileri gözükmeye başladı. Tarihin eski dönemlerinde kadınların saygısını hak etmesine sebep olduğunu düşündüğü fiziksel gücüyle tekrar hak ettiği saygıyı alabileceğine inanmaya başladı. İşte eğitimli güruhun şiddet eğilimin başladığı nokta.

Eski günlerini arayan erkek, alışkınlık veya fıtratı üzere ihtiyaç olunan olmak istedi. Süreç erkeklere kadınlara olduğu kadar cömert davranmadı. Modern toplumun getirdiği yarış sisteminde hırsla çalışma olgusunu kadın kadar hızlı geliştiremedi. Bu noktadan sonra ihtirası çok iyi beceremeyen erkek, en iyi bildiği şeye başvurdu; fizik gücü.

Yani temel fikrim, erkeğin kadına şiddeti korkularından doğan bir eylemdir.

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails