5 Nisan 2011 Salı

Kalbin Akıl Boyunduruğu

Anlatmak istiyordum her şeyi, onların yanlış bildiğini ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını. En çokta kelimelerle canımı yaktıklarında söylemek istediğim kelimelerim vardı benim, her silahtan daha güçlü.

Kelimelerim vardı en sıcak duygularımı anlattığım, o kadar çok duygumu izah etmeye çalıştılar ki bir gün yorgun argın döndüler zihnime tekrar, anlatmak istediklerimden çok farklı manalarla. Sonra sokakta, yola çıktığı zihne geri dönen ama hiç anlatılmak istenen anlamı bulamamış, başka başka anlamlar omuzlarına yüklenmiş kelimeler gördüm. Yüklenen anlamların altında ezilenler ve hiç anlatamayacakları kendi anlamlarına bakıp üzülenler.

Kelimelere yüklediğim anlamlardan vazgeçtim bir süre sonra kelimelerim sessizleşti. Yavaş yavaş cümlelerim manalarını yitirdi. Bazen anlamı yükleyecek kelime bulamadım ya da zaten anlamsızdı manalı sandığım her şey.

Düşünemez oldum zamanla sessizce bakakaldım hatıralara. Umutlarım bir anlama muhtaç zihin boşluğumda sağdan sola salınıp durdular ve bir gün muğlak umutlardan vazgeçip, gerçek acılara bıraktım kendimi. Sarılmaya çalıştım yinede en muğlak umutlarıma bende umutlarım gibi boşlukta salınmaya başladım. Salındığım boşlukta yapacak tek şey sağ salim, dim dik duran acılarıma sarılmak...

Acılarımın beni sabitlediği gerçekler zamanla ümitlerimin yerini aldı. Bu dakikadan sonra hayalleri gerçek yapmaya çalışmayı bıraktım, var olan gerçekleri hayal etmeye başladım. Bunca can yakan gerçek tüm düşüncelerimi kapladı ve mantık - kalp çatışmasına yeni bir safha eklendi; Kalbin akıl boyunduruğu...

Kalbin akıl boyunduruğundan kurtulma çabaları başladı içimde. Seni öldürmeyen şeyin sana kattığı güç gibi başarısız olan her kurtulma çabası da direnme gücünden biraz daha çalıyor. Zamanla alışıyorsun yaşamaya canını yakanla  ve başlıyorsun onu sevmeye zamanla.

1 yorum:

maskeli allâme dedi ki...

lafın tamamı .... diyorum emeğine sağlık

Related Posts with Thumbnails