30 Aralık 2009 Çarşamba

Namussuz Erkekler!

Kadınları anlamıyorum, onlarda bizi anlamıyorlarmış. Kimine göre erkekleri ayrıldığında tam anlamıyla tanırmışsın, kimine göreyse gözüne baktığında çözülen yaratıklarmışız. Hepimiz baskı kuruyormuşuz onların üstünde rahat yaşayamıyorlarmış. Toplum erkeğe her türlü izni veriyorken erkek kadının üstünde hep bir baskı unsuruymuş.

Yahu sen değil misin yarın öbür gün çocuk yetiştirecek olan senin abini annen yetiştirmedi mi ? küçükken dikte etseydi kadınla erkeğin eşit olduğunu, kulağına biraz fısıldasaydı ya da seninle arasında ayrılık gözetmeseydi. O na ne kadar ve neye izin veriyorsa aynısını sana da verseydi. Bugün abin senin dışarı çıkmana kızan birisi olur muydu? Ya da fazlasıyla maço bir tip olur muydu?

Tecavüzcüler hep en namus bekçisi memleketlerden en kadınına sahip çıkan(!) mecralardan çıkıyor. Yani onun anasına bacısına yan gözle bakarsan adamı deşer hiç affetmez ama ilk fırsatta denk getirdiği kadını kündeye getirir. Kendine namuslu bu arkadaşı yetiştiren kadın değil mi ? Kadın ama gel gör ki adamlığını az koymuş demek ki. Oysa tutup çocuğunu kadınların ne kadar naif, nazik canlılar olduğunu anlatsa, ne kadar toplumsal hayatta eşit olduğumuzu düşünsekte bedensel işler açısından bizden güçsüz olduğunu anlatsa ve babası ona nasıl davransaydı daha mutlu olacağını telkin etseydi. Kadınların kedi gibi olduğunu duruşlarına yaşamlarına saygı duyması gerektiğini eğer bu saygıyı duyarsa tıpkı kediler gibi hiç beklenmedik anlarda çok büyük bir samimiyetle ona geleceğini, Kadınlara şiddet uygulamaması gerektiğini onların sevilmek için yaratıldığını anlatsaydı, Bugün bu herif en azında %90'ı bu yaptığı hatayı yapmazdı.

Karısını aldatıyor adam, sonra geliyorlar efendim erkekler öyle tü kaka, böyle pis, şöyle bilmem ne. Karısını aldatan adamın öyle ya da böyle bu işi meşru görmesi için bir nedeni vardır kendince, eşyanın tabiatı bunu böyle söylüyor. Ya babası bu işi yapmıştır. Ya da bu gibi mevzulardan yanında bahsedilirken erkeğin yapması makul bir şeymiş gibi konuşulmuştur. Anne ne yapmıştır ya sesini çıkartmamıştır ya da bir tebessüm ederek geçirmiştir olayı. İşte o geçiştirdiğin olay bugün karısını aldatan adam. Oysa ki anne bu durumdan duyduğu rahatsızlığı düzgünce izah etseydi veya ortada bunun muhabbeti geçtiğinde bu durumun ne kadar hoşnutsuz bir şey olduğunu anlatsaydı. Bugün bu adamların hepsi olmasa da %90 bu hatayı yapmazdı.

Erkeklerin hiç mi suçu yok elbette bahsi geçen durumları yapanlar hoş karşılanamaz ancak ağaç yaşken eğilir bunu eğen büken nereye doğru büyümesi gerektiğine karar veren mecra öncelikle kadınlar. Yahu farkında değil misiniz aman ne olacak sonra anlatırım dediğiniz her şey sonra anlatılmıyor anlatılsa da bir şey değiştirmiyor.

Dünyadaki bütün erkekler namuslu olsa dünyada namussuzluk diye bir şey olmaz derdi babam. Halbuki biz hep çocuklarımıza kadınların namuslu olmasından bahsediyoruz. Birazda erkeğin namusundan bahsedelim çocuklarımıza nelerin nasıl değiştiğini göreceksiniz.

Her şey fiziksel güç olsaydı savaşta strateji diye bir şey olmazdı. O nedenle erkekler güçlü lafı bir mana ifade etmiyor, 100 yıllık çınara gücünüz yetmez evet ama yeni büyüyen çınarın nasıl şekil alacağını rahatlıkla belirleyebilirsiniz.

Bu nedenle Ey kadın söylenmeyi bırak, değiştirmek istiyorsan kendi erkek çocuğunu namuslu, evine sadık, aklı başında (başka yerinde değil), kadını meta olarak değil insan olarak gören hatta fazlasıyla değer veren birisi olarak yetiştir ki senden sonra gelen kadınlar senin dediğin gibi "bu erkeklerin hepsi böyle topunun allah cezasını versin" demesin. Dünya biraz daha yaşanır hale gelsin.

Elinizde sihirli değnek var aslında farkında değilsiniz hala çıkmış erkeklere kızıyorsunuz. Ya da gayet farkındasınız da işinize gelmiyor bilemiyorum hangisi.

Bu arada erkeğin namusu vardır. Kapı kilit hikayesi var nerede gördüm hatırlamıyorum ama "Her kapıyı açan kilit iyidir, her kilitin açtığı kapı kötüdür" diye bunu yazarken şunu düşünmemişler; Her kapıyı açan kilit ya hırsızdadır ya da çilingirdedir. Çilingir her kapıyı açmayacağına göre kanunen ve ahlakende hırsızlık pek hoş karşılanmadığına göre her kapıyı açan kilit pekte iyi değilmiş. Hepsi bir yana erkeğin namusu yoksa hepimiz namussuz olmuyor muyuz? Olmaz Erkeğin namusu vardır kardeşim.

Saygılarımla...

NOT: Olaylar bakış açısı itibarıyla abartılmıştır. Elbette yapan farkında olmalıdır yanlışı yapmamalıdır. Ama gel gör ki bu eğitimi verecek olan analarımızdır. Ne kadar eğitim o kadar sevilesi adam gibi erkek :P

29 Aralık 2009 Salı

Kaç Kuruş Ederiz!

Koca dünya'da o kadar değersiz bir noktayım ki, nefes almak veya aldığım nefesin neyi değiştirdiğini düşünüyorum. Düşünüyorum da bencilce kendimi kandırdığım fikirlerden başka hiçbir şey gelmiyor aklıma. Her şeye bir değer biçen insanoğlu kendine değer biçerken ne kadar pervasız ve herhangi bir kriter koymadan düşünüyor.

Kimim ben, kimsin sen ya da yolda yanından geçtiklerin kimler? Kaç kuruş ederiz insan pazarı kurulsa ve her birimize değer biçilse. Kaç kuruş ederiz toptancı da toptan satılsak.

Değerli midir kapısının önünde kışın soğuktan birisi donarken onun hiç farkında olmayan adam, ya da şehrinde bir duvar dibinde aç birilerinin olduğunu bile bile karnını tıka basa doyuran. Kimsenin ihtiyacı var mıdır diye düşünmeden 40 çeşit ayakkabı almak ve belkide hiç giymediği ayakkabılarını bir dolaba doldurup bununla mutlu olmak değerli kılar mı insanı?

Değerli midir sadece kendisinden farklı düşünüyor diye birilerine saldıran adam ya da bir fikir uğruna olduğunu iddia ederek masum insanları molotof kokteyliyle yakmaya çalışan adam. Yıllarca gözünden sakınıp ona bakan annesini sokağa terketmek, Kendi kardeşine bile kötü gözle bakıp tecavüz etmek, kadına sırf gücü yetmiyor diye taciz etmek, kimsesiz onca insan varken babasının parasını yiyip yine de sükretmemek insanı değerli yapar mı ?

Değerli midir bir kızın saf temiz duygularıyla oynayıp sonrada bunu maharet sanan adam ya da bir adamın kendisine olan saf duygularını kullanıp sadece onu kullanan kadın. Arkadaşının önce yüzüne gülüp sonra arkasından konuşmak, Bedeninin şeklini kendisi seçemiyor olmasına rağmen bir kişinin fiziki görünüşüyle dalga geçmek insanı değerli yapar mı ?

Şimdi soruyorum size, hepimizi bir pazara çıkartsalar kaç kuruş ederiz!

23 Aralık 2009 Çarşamba

Aşk İçin Okeye Dördüncü Aranıyor

Aşk için okeye dördüncü aranıyor. Hepimiz hayatımızda en az bir kere kafeye gitmişizdir. Hemen hemen aradığınız herşey ayağımıza gelir ve biz sadece kendi bencilliğimizde boğulduğumuzdan bir kere bile bize o hizmeti sunanlar ne düşünür hiç düşünmeyiz.

Bir garson sabahtan akşama kadar durmak zorunda olduğu o kafeye tıkılıp kalmıştır. Dışarı çıkmaya zamanı olmadığı gibi patronu da buna izin vermez çoğu zaman. Sürekli servis yaptığı tanımadığı bir sürü insanın hayatına, bir servislik süre misafir olup hayatlarının en garip kesitlerine ortak olur ve bir günde yüzlerce insandan aldığı anlamsız ve manasız sürüsüyle anıyla kalır, iş gününün akşamında.

Bu kadar sıkıntının arasında bir kız görür, içinden geçirir "ne güzel kız" diye. Belki güzel değildir o kadar ama sevmiştir o. En sıcacık duygularla bakmıştır ona, dünya da gördüğü her güzelliği ona atfetmiştir. İlk defa yorgunluğunu hissetmeden bir masaya doğru hareket eder sakin ve yavaş adımlarla. Tadını çıkartmak istercesine o anın masaya yaklaşır ve seslenir. "Buyrun birşey arzu eder miydiniz?" kız sakince kafasını çevirir "Bi çay lütfen" der.

Hay hay diyerek uzaklaşırken masadan hemen hemen her şeyini o masada bırakmış, ilk defa bir çay görüyormuşçasına şaşkın ve bir o kadar heyecanlı servisini yapar. İşte bu andan sonra onun geldiği her gün kafe cennet bahçesi misali güzelleşir ve huzur verir sırf o var diye içinde.

Günler geçer. Kafeye geldikleri zamanlar iyice azalmaktadır. Garsonumuz tutkuyla bağlı olduğu bu ilacın dozunun azalmasından dolayı ürkektir, titrektir ve bir servis anında sorar neden bu kadar az geldiklerini. Okeye dördüncümüz yok cevabını alır.

Ve o günden sonra okeye dördüncü arayan herkesten farklı bir tutku ve istekle rabbinden okeye dördüncü ister. Hergün gelmeleri için ve hergün kısa bir an O'na misafir olabilmek için, O'na hizmet ederken biraz daha fazla hayatına ondan anılar katmak için ve bir okey kadar kısa flörtlerde mutlu olabilmek için dua eder Allah'a.

Aşk için okeye dördüncü aranıyor ... Ve bir çok yerde bir çok şekilde ... Ve sadece bir okeylik flörtler için...

Saygılarımla...

14 Aralık 2009 Pazartesi

Beyaz Show


Beyaz show'u izlerken bir şeyi fark ettim. Eskisi gibi beyaz show hatta aynısı. Tek farklılık zamanla değişen jenerikler onun dışında program dışı etkinlikleriyle yaşatmaya çalışıyor programı ama miyadı dolmuştur artık görünen o.

Şahsen ben izlerken bunları hissediyorum hemen hemen her cümleden sonra neyin geleceğini esprilerin program içine nasıl dağılacağına kadar tahmin edebiliyorum ve bu büyük bir şey değil bunu benim gibi bir çok insanın yaptığından da eminim.

Beyaz'ın artık şunu anlaması lazım Okan Bayülgen bunu iyi başardı. Konsept değişikliklerinde kendini tekrar etmemek için büyük farklılıklar getirdi. Haliyle ben hep programda bir şeyleri izledim izliyorum. Bugün beyaz sadık izleyici kadrosuna çok güveniyor ama zamanla bu sadık izleyici kadrosu da sabit kalmayacak gibi görünüyor. Benim beyaz aşığı annannem artık beyazı izlerken sıkıldığını belirtiyor ki bu bayağı kendini tekrarlıyor demektir.

Bu tarz programları canlı kılan üzerinden geçen zamanda gelişmeleri iyi takip edip gençlerin trendlerini iyi takip edip yeniliklerini ilgi çekici kılmak show'un içeriğini insanların dikkatlerini çekecek hale getirmek. Konu karşılıklı sohbet olunca hareket sahası kısıtlı olabilir ama insanların merak ettiği soruları sorarsanız ilgiyi canlı tutarsınız ben artık beyaz'ın sorularını merak etmiyorum ve sanırım izleyicinin sorunu da bu.

Beyaz hemen sorular ve konuklar konusunda yeni bir politika belirlemezse beyaz showun sonunu pekte hayırlı görmüyorum.

Saygılarımla...

12 Aralık 2009 Cumartesi

Pkk - DTP - Demokrasi



Bugün dtp'nin kapatıldığını öğrendik hepimiz. Dinlerken demokrasinin büyük yara aldığından tutunda demokrasinin böyle kurtulduğuna dair sürüsüyle fikir dinledim. Bu süreçte DTP'nin yaptıklarını göz ününe getirdikçe, parti başkanlarının veya üyelerinin söylemlerini düşündükçe bana da mantıklı geliyor.

Olaya şöyle bakınca mantıksız geliyor; DTP'nin hiçbir örgütle ilgisi olmadığını düşünelim ve PKK'nın yaptığı eylemleri en az diğer partiler kadar kınasa ve siyasi iradeleriyle hareket etmeleri gereken yerde kendilerini değilde yakalanmış ve devlet tarafından suçu sabit görülmüş bir terör örgütü liderini muhatap göstermese kendi üstüne düşen siyaseti yapsa bugün kapatılmalı mıydı? HAYIR derdim!

Ahmet ALTAN'ın yazısını okurken bazı noktalara takıldım ve demokrasiden bahsedenlerin bugün en anti demokratik tavrı nasıl savunduğunu gördüm. Alıntılarla anlatacağım demek istediğimi.
Bir örgüt, kendi halkına böyle bir kalleşliği nasıl yapar? 
Bir örgüt! Kendi halkı! Hani Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşıydınız! Yahu bir terör örgütünü bir halka mal ediyorsanız ve yaptıklarını o halkın bekası için yaptığını iddia ediyorsanız öncelikle istediğiniz demokrasiye siz ihanet etmiş olmuyor musunuz ?
Bana fevkalade “kalleşçe ve alçakça” gözüken Tokat eyleminin Kürt halkının özgürlüğüne, mutluluğuna, huzuruna bir katkısı olup olmayacağına, PKK’nın varlığının ve eylemlerinin bundan böyle Kürt halkının çıkarına olup olmayacağına karar verecek olan Kürt halkıdır. 
Bundan önceki eylemleri yarar mı arzediyordu ? Tokat eyleminden önceki baskınlar veya eylemler "kalleşçe ve alçakça" değil miydi? Yani bir terör örgütünün eylemlerinden bahsederken sadece birisinin kalleşçe gelmesi garip gelmiyor mu? Gelmiyorsa terörü meşrulaştırmak ne kadar doğru? Bunu da bıraktım terörü meşrulaştıranlar nasıl utanmadan demokrasiden söz ediyor. Demokrasiye yürüyen yol bu bakış açısıyla terörden geçiyor o zaman öyle mi ? Peki bu demokrasiye ihanet değil mi ?
PKK, bu eylemiyle kendisini artık “bir asayiş” sorunu haline getirip barış denkleminden çıktı, bundan sonra hükümetin PKK’yı da Apo’yu da unutup Kürt halkının eşitliği ve huzuru için adımlar atması gerekiyor. 
Benim bu sözden anladığım bu güne kadar bir asayiş sorunu değildir, bugün asayiş sorunu olmuştur. Yani bundan önceki eylemleri yaparken demokratik hakları için savaşan gerillalar olarak gördüğünü anlıyorum ki bu cümleden başka mana çıkmaz.
Bu açılımı yetersiz mi buluyorsun, eksik mi buluyorsun, art niyetli mi buluyorsun, Kürt politikacılar çıkar eksiklikleri, yetersizlikleri söyler, art niyetli gördüğü gelişmeleri ortaya koyar ve açılımın doğru yolda ilerlemesine yardımcı olurdu.
Bu noktaya geldiğimizde; Senin politikacın mı var mecliste ? Aaa evet var. Buna rağmen hala bir terör örgütünden nasıl medet umuyorsun ve hala bu durumdayken nasıl " ben demokrasi için çalışıyorum" diyebiliyorsun?

Alıntı yaptığım yazının tüm metnini aşağıda vereceğim linkten okuyabilirsiniz. Buraya aldığım alıntılardan sonra kendi fikrimi izah edeyim isterseniz.

Madem amaç daha demokratik daha eşit bir Türkiye'ydi bunun terörle sağlanacağına yıllarca inananlar yine bugün milletin meclisinde en demokratik şekilde seçilerek geldiği demokratik ortamda "Tabanımız bizim dağa çıkmamızı istiyor" diye demeçler vererek demokrasiyi aradığını söyleyenler değil miydi ?

Sürekli askerin insan öldürmesi makul karşılanmamalı insan insandır. Asker anasının acısı acı da terörist anasının acısı acı değil mi ? diye bu süreçte askerimizin insanlık suçu islediğini söyleyenler, yine her sıkıştıklarında silahla demokrasi sağlayacağına inanan bir terör örgütü liderini çözümün adresi olarak göstermediler mi ? pkk onca insanı öldürürken insanlık suçu işlemiyor muydu? derdiniz insanlık suçuysa ve bunun değişmesiyse bunu insanlık suçu işleyerek mi düzeltecektiniz?

Bugün geldiğimiz noktada DTP'nin kapatılması doğrudur diyorum çünkü derdi demokrasi olanlar çareyi silahta aramayanlardır, derdi demokrasi olanlar bir devletin demokrasiyi simgeleyen kurumunda milletinvekili olarak yer alırken demokrasiyi dağda aramayanlardır.

Demokrasi ne oldu diyeceksiniz merak etmeyin bir şey olmadı. Hala milletvekili olarak ordalar demokrasiyi dağda teröristin silahında arayanlar ve hala hergün çıkıp daha demokratik bir ortam için çalışıyoruz demeye devam edecekler. O zaman bu ülkede hakikaten demokrasi var demektir hemde fazlasıyla.

Saygılarımla...

Alıntılar : http://taraf.com.tr/makale/8980.htm
Related Posts with Thumbnails