25 Kasım 2009 Çarşamba

Sustum!!




Hayatın bütün gerçeklerinden kaçmak ve sadece bana hazveren acılarımla başbaşa kalmak istiyorum. Nice mutlulukların içinde acıyı gördüm, gördüğüm her acıyla mutluluğumun biraz daha tükendiğini düşündüm. Yoruldum ve çok yordum insanları.
Hiçbir zaman düşünmediğim birşeyi söylemedim ama hep benim yerime düşünüldü ve hep benim yerime söylenen sözlerin sorumluluğu altında nefessiz kaldım. Astım nöbeti misali üstüme çöken beklentileriyle tüm sevdiklerim başımda azrailim ve yorgun bedenimin sessiz sessiz soluk alıp verişlerinden buhardan hatıralarım.
Buhardan hatılarımın sıcaklığında sessiz sedasız ısınırken, boğazıma düğümlenen göz yaşlarımla izliyorum kendi verdiğim kararları ve ben doğruyu yapmak istemiştim diyorum, düşünüyorum. İçime ağlıyorum sessizce yüzümde acıdan kalma tebessümlerimle…
Bende vazgeçtim birşeylerden ve içimde yer eden her vazgeçilmiş gibi çukurunun sıcaklığı içimi yaktı. içimi yakan her vazgeçme gibi daha da derinleşti, derinleşiyor. Korkuyorum bir çocuk misali abartısız ve safça, tek isteğim bana uzanacak güvenli bir el. Her yer karanlık ve korkularım omuzlarımda tonlarca ağırlık, eziliyorum… Ağlamak istiyorum, korkuyorum… Ağlamak istiyorum,  susuyorum …
Çaresiz kalmış bir yavru kedi gibiyim. İhtiyacım var birilerine veya birşeye ama bana hiçbirşeyin veya kimsenin ihtiyacı yokmuşcasına gereksiz hissediyorum. O kadar karışığım ki dünyadaki en büyük karmaşaların bile şaşkınlıkla seyrettiği uçsuz bucaksız, derin ve soğuk bir dünya var içerde.
Sevdiğim herkesin ve herşeyin en güzel hatıralarını kendime ayırdığım şehirler oldu ve farkettim ki ardımda bıraktığım sadece kötü anılar kalmış. Kendimi kötü hissettim ve bende ki güzel hatıralardan o şehre bıraktım ama farkettim ki hatıraların çukurunu soğuk, derin bir hiçlik almış…
Ne kadar paylaşmak istedimse güzellikleri, anlatamadım; yeri geldi bende anlamadım kendimi ve sustum… Kimseyi daha fazla kırmamak için sustum… Kimsede kötü hatıraları bırakıp kendime güzellerini almamak için sustum…
Kimseye bırakılmış kötü hatıralardan çok güzellerini taşımanın zor olduğunu anlatmadım. Hep güzel hatırladığım yerlerde kötü hatırlandım ve bunu ancak bu güzellikleri anlatırken en kötü hatıralarla başbaşa bırakıldığımda anladım ve sustum…
Herkes gibi canımın yandığı zamanlarda içimin derinliklerinde yankı yapmadan ilerleyen ve bir ömür ilerleyecek çığlıklar attım. Bir ben duydum çığlıklarımı ve ben bile koşmadım yardıma. Kendimi göz göre göre kaybettim içimde.  Son çığlıklarında tüm duygularımın başında nöbet tuttuğu kendim aralarından bir tek acıyı tanıdı ve yüzüne gülümsedi. Bir kez daha başbaşa kalmak istedi acılarla ve daha çok acıttı canını acılar. Mazoşist hislerle bağlandığım acılarımda yardım etmedi son anlarımda ve kendimi kendimde kaybettim…
Sustum…

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails