8 Ocak 2009 Perşembe

Yorgunum



Nice yalnızlıklar gördüm ben, sessizliğinde adımı unutuşlar. Sessiz sedasız çığlıklarımı kendimin bile duyamadığı zamanlar yaşadım yorgunum ben. Yalnızdım kendimleyken bile çünkü kendime yabancıydım yeri geldiğinde. Bir soluk kadar yakın gelen ölmeler bitmek tükenmek bilmeyen yaşantılara döndü halbuki insan bir kere ölürdü.

Her yükseltinin sonu bir uçurum, dikkatsiz bir anımı kollayan küçük ölümcül kazalar vardı. Stockholm sendromu* sevdalarla bağlandığım hayatımın en acı anları ve bastona duyulan minnettarlık gibi acılarıma tutunuşlarım vardı. Görünmeyen sadece bana ait gizli bir çocuk ağlamaktaydı her an her dakika ve yalvarışlarım vardı biraz daha uzamasın diye acılarım.

Anlaşılmayan bir problem misali dolanıyordum hayat öğretmenin kara tahtalarında ve bir arkadaşım yoktu yaşamın ilkokul sıralarında. Yalnızdım, yorgundum ve çocuktum ruhumun en kuytu, en soğuk, en nemli zindanlarında. Çocukça bir inatla "hoh" diyordum karanlık ve nemli soğuğa ağzımdan çıkan her buhar hüzmesinde sıcak umutlarımla ısıttığımı sanıyordum donmuş ellerimi Halbuki "hoh" demeye gücümün yetmediği yerde daha da çok donduran bu sıcak buhar hüzmeleriymiş ellerimi.

Anlaşılmayı beklemeye başlamış her yolcu gibi gidemedim gitmek istediğim hiçbir yere, beklentilerim dost bildiğim düşmanlarım olmuş, gerçek dost sandığım herkes ve herşey gibi umutlarımdan beslenmiş büyüdükçe büyümüş. Beni hiç anlamamış, hep üç maymunu oynamış yığınla dost gördüm ruhumun en soğuk anlarında.

Yorgunum, sessiz sedasız buz gibi ruhumda uyumak istiyorum. Biliyorum donmak üzereyim uyumak beni öldürüyor tebessüm ediyorum, uyuyorum...

* Stockholm Sendromu : Katiline aşık olma hastalığı
Related Posts with Thumbnails