30 Aralık 2008 Salı

La Linea - Bay Meraklı



LA linea, TRT'deki adıyla bay merakl :) o şen kahkası beni bitiriyordu şahsen hepinizin hatırladığından da eminim. Tek boyutlu çizgi karakterimiz Bay Meraklı sadece TRT'nin olduğu zamlarda 15 dakikalık kısa hikayelerle konuk oluyordu bizlere.


İzlemekten zevk aldığım bir çizgi filmdi. Kendi çizeriyle sürekli çekişme halinde olması ayrı bir eğlence konuşuydu zaten. Yürüdüğü yolun bitmesi çizerine kızması sonunda çizerin kızıp Bay Meraklı'yı silmesi bunların hepsi akılda kalan eğlenceli dakikalar.

Üzerinde düşünülmesi gereken tarafları var sanırım. Benim gibi Bay Meraklı'ya çok gülen insanlar olduğunu biliyorum. Bu kadar sade tek boyutlu bir çizgi film nasıl güldürür ? Güldürüyor, eğlendiriyor ve hatırlardan silinmeyecek bir iz bırakıyor gördüğünüz gibi. Yani klasikler arasına girecek bir çizgi karakter yaratmak onun kaç boyutlu olduğuyla ilgili değil ne kadar karakteri olduğuyla ilgili.

Bu zamana kadar gördüğüm en karakterli çizki karakter :) çizerine bile posta koyuyor Bay Meraklımız. Bir ara Bugs Bunny'de yeltendi çizerine delikanlılık yapmayı ama bizim Bay Meraklı kadar etkili olamadı.

Bay Meraklı'yı online izlemek istiyorsanız : Buradan
Bay Meraklı'yı bilgisayarına indirmek istiyorsan : Sesebian Blog ;)

29 Aralık 2008 Pazartesi

Sevgi Nedir?


Ne yazayım diye düşünürken, hiçbirşeye karar veremeyince dedim şu anda moda diye bir savaş yazısıda ben yazayım. Tam bu sırada bir kardeşimin bu sorusuyla karşılaştım. Sevilmeyi istemek çok muydu ?

Sevmek neydi ki zaten ? Sevmek özünde bencil bir eylem aslında biz kendimizi severiz. Kendimizde olanı. Yani bizde olupta sevdiğimize atfettiğimiz güzellikleri severiz. Daha anlaşılır kılabilmek için örnek vereceğim. Klasik bir örnek olacak ama aşkı dillere destan olmuş Mecnun'u düşünün. Uğruna çöle düştüğü leyla'yı tanımıyor. Hikaye'yi alıntı anlatsın.
Leyla Mecnun'a seslendi;Mecnun ben geldim dedi. Mecnun anlamsız gözlerle süzdü Leyla'yı. Leyla aynı cümleyi tekrar etti;"Mecnun bak ben geldim, Leyla'n sana geldi." bu cümleden sonra Mecnun'un sesiyle irkildi."Yoo Hayır Sen Leyla değilsin, Olamazsın. Eğer sen Leyla isen bu içimde ki kim, eğer içimdeki gerçek Leyla ise sen kimsin...
Diye Uzayıp giden hikayemizin benim işime yarayan kısmı şurası " Eğer sen Leyla isen bu içimdeki kim" demek ki sevgi sevgiliyle var olan birşey değil sadece ona ithaf ettiğimiz bir şey. Bunun yanında Leyla'nın çok çirkin bir kadın olması ve Mecnun'un bu kadar deli divane aşık olması da buna delalet değil midir?

Biz hep güzellikleri ithaf ederiz sevgiliye ve sevdiğimiz aslında o etten kemikten kişi değil bizim içimizde ona biçtiğimiz kıyafettir. Yani sevgi bencildir kendindekini seversin sen başkasındakini değil. Kimi zaman biçtiğimiz Kıyafet atfettiğimiz insanın üstünde pek yakışık durmaz işte o zaman sevginin en bencil yanı ortaya çıkar. "Sen bu kıyafetin adamı değilsin!" der ve arkamıza bakmadan gideriz çoğu zaman. Hatta kızarız bile bizi kandırdığı için. "Ne kadarda salakmışım neden görememişim!" gibi cümlelerde bunun en büyük kanıtıdır.

Evet sevilmek isteyerek çok şey istiyoruz. Bir insandan en bencil duygu olan sevgiyle bize yönelmesini istemek aslında hem kendimizi kandırmak hemde çok komik bir şey istemek olur. Sonunda sevdiği kendisi olduktan sonra neden sevilmek isteyesin ki. Bırak bir an gelir kendini sevmeyi öğrenir zaten işte o zaman seni de sever.

Bencilce sevgilerde bir ömür mutlu olmanız dileğiyle...

20 Aralık 2008 Cumartesi

Çizgiyim Ben!

Hayatın içinde çizgi karaktermişim gibi hissediyorum bazen. Hayatta çizgi filmden farksızlaşıyor. Ulen Bugs Bunny gibi siyasetçiler, Avcı Elmer gibi seçmenler. Ne bileyim çizgi karakterleri aratmayan komiklikle Gözlüklü Şirin kadar Bilge aydınlar.

Etrafıma bakıyorumda çizgi filmlerin gerçekliğine biraz daha inanaıyorum aslında. Normal gözükenler garip durumlar. Ne bileyim bir siyasetçi ordusu düşünün ki en sağlam kazıkları atıyorlar göz göre göre, kazığı yiyen halkımız tam dom dom kurşununu kıçına yaslayacakken bir deliğe giriyorlar kayıp sonra fırt diye başka bir delikten çıkıyor aynı yüzsüzlükle yanımıza geliyor. Bunca anlattığım hikayeyi çizgi karakterlere de, gerçek karakterlere de uygulayabilirsiniz. En kral müslüman zannettiğimiz en hominigırtlak çıkıyor hakkaten komedi.

Hepsi bir kenara o kadar çizgi karakteriz ki, yapmadığımız şeyleri bize itham ettiklerinde özür diliyoruz tıpkı Avcı Elmer gibi. Bugs Bunny gelir nasıl öldürürsün tripleriyle ağlar halbuki ölüm mölüm yoktur ortada ama Elmer'da oturur ağlar özür diler. Birde şirinlerde gözlüklü şirin vardı. Şirin baba'nın yerine geçmeye çalışan kendini bilge zanneden bir şirin. Al işte toplum hayatında bundan bir tane değil bir sürü var.

Bunca çizgi film karesinin arasında birde süpermen gerçek olsaydı keşke "dıtdırı" ses efektiylen gelip bizi bu harala güreleden kurtarsaydı. Sonra Daily Planet'ine geri dönseydi. Şaka bir yana yukarıda anlattıklarımın hepsi normal hayatımızda büyük yer kaplayan ama traji -komik olan hadiseler. bir şarkı vardı Yasemince programında "Ağlanacak Halimiz Var Güleriz Kahkahayla" diye mısrası vardı aklıma hemen o geldi.

Eskiden hicvi güzel yapıyorlardı ne güzel programlar vardı. İnce İnce Yaseminceler Olacak O kadarlar ne güzel hicivlerle doluydu. Şimdi Mizah'a bile posta koyuyoruz. Ne günlere kaldık yarın öbür gün çizgi karakter siyasetçiler dedim diye bana da dava açarlarsa şaşmayın.

Bnca mevzunun arasında yukarıda gördüğünüz bendeniz bu surat ifadesiyle karakalem çalışması bir çizgi karakterim. Ne yapalım ayak uydurmak lazım.

13 Aralık 2008 Cumartesi

ISSIZ ADAM

Fragman



Issız Adam, Son günlerde pek film tanıtımı yapmıyordum çünkü izleyipte beni etkileyen bir yapıma denk gelmemiştim ta ki bu filme kadar. Hep düşünüyordum gerçek hayatta aşk sevgi hata kabul etmez, mutluluların yerini çoğu zaman pişmanlıklar alır diye. Ama bizim sinemamızda çoğu zaman tersi anlatılıyordu. Hep aşkın bir şansı daha var deniliyordu.

İşte bu anlatımı bozan bir film "ıssız adam" gerçek hayatın pişmanlıklarını gördüğümüz nadide eserlerden birisi. Nadide diyorum çünkü bu kadar sarsıcı derecede gerçeğe benzemesi nedeniyle. O kadar gerçek hayata benziyor ki sanki film bitişinde ıssız adam kolumda "olum sen ne yaşamışsın be !" diye hüngür hüngür birlikte ağlayacakmışız gibi geldi.

İşte bu nedenledir ki filmden çıkanların çoğu gözleri nemli çıkıyor acıyoruz kıza da çocuğada mutlu bir ilişkileri olacabilecekken başka yaşantıları yaşamak zorunda kalmalarına. Açıkçası lafı pek uzatmayı sevmiyorum filmleri anlatırken bence bir gerçek hayat simülasyonuna gidiyorsunuz. Eğer hala gitmediyseniz bunu düşünerek gidin bunun yanında sadece düşünmekle değil gerçek hayatta hissettiğiniz o derin acılarıda hissetme garantisini veriyorum size.

Gidin, aşk ve sevgi üzerine uzun zamandır bu tadı veren bir film görmediniz. Gittiğinizde aşkın ve sevginin, tercihlerin insan hayatındaki etkileri üzerine güzel bir film izleyin.
Related Posts with Thumbnails