4 Kasım 2008 Salı

Olgunlaşmak ve Susmak...


Yaşamın ta kendisidir susmak. Susabilmeyi öğrenmektir olgunlaşmak. Çocukken çığlıklarımız vardır, olgunlaşmanın sebepsiz susmalarına inat ve bir gün gelir susarız istemsiz ve gereksiz bir huzurla, büyüklerimizin onca sessizliğine rağmen.


Büyürüz zamanla günler geçer isyanlarımız biter, sesimiz daha az yankılanır hayat duvarlarında ve gün gelir duyulan çocuk seslerinin arasında susarız bilerek ve isteyerek. Kimileri çocukken bir evin kömürlüğünde küçücük benliğine düşünmeden kendi kirini ve kendi zehrini akıtmaya çalışan insana benzyen hayvanın kolları arasında öğrenir susmayı. En son çığlığını o gün atar hayatın suratına ve susarlar her olgun insan gibi. Kimileri doğduktan hemen sonra annesinin onu bir çöplüğe bırakmasıyla hayatın suratına çığlıklar atarak ağlar ve çöplükte bulunduğunda öğretilen ilk şey ağlamamasıdır. Susması için sırtını sıvazlarlar ve en az onun kadar hayata kinli, susmayı öğrenmiş olgun çocukların arasına bırakırlar. Yüzlerce çocuk o duvarların arasında susmayı öğrenir. Bahçede top oynayan düşlerine rağmen.


Olgunluğun ta kendisidir susmak. Gücünün yetmeyeceği kocasının hırsla vurduğu tokatların arasında hayatta herşeyi anlamaya çalışan ama hiçbirşeyi anlamayan bebeğin bile anladığı, babasının güç gösterine karşı yaşlı gözlerle o bebeğin geleceğini düşünerek susmayı öğrenir anne tüm kadınlığına rağmen. Kimileri bir huzurevinde köhne camının dibinde çok önceden öğrendikleri susmayı. Ömrünün son demlerinde daha çok tatbik ederler ve en olgun, en yaşamdan halleriyle otururlar gözlerinde derin susmaların hüznü ve etrafa içlerinde derin çığlıklar susarlar yine ve yeniden. Onlar yaşamayı en iyi bilenllerdir yani en iyi susanlardır, tüm yaşanmamış çocukluklarına rağmen.


Susmayı öğrenebilmektir hayat. 40 yıllık hayat arkadaşının son nefesini kollarının arasında verdiğini görmek. Gözlerini tavana dikip o en derinden ve son nefesini verirken damarlarından çekilen kanın yalnızca onun değil seninde damarlarından çekilmesidir. Ve buna rağmen ben ölüyorum diyememek susmaktır onunla geçirmeyi istediğin yüzlerce yıla rağmen.


Olgunlaşmak en büyük darbeleri aldığında "ah" dememek aksine dik durmaktır, ondan sonra bir ömür gelecek darbelere hazırlıklı olmaktır ve susmaktır, en derin yaraları aldığın zaman bile yaşadığın yıllara bakarak, yaşayacağın yıllara inat ve yığınla hayallerine rağmen.


Saygılarımla...

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails