31 Ekim 2008 Cuma

Deli Miyim Neyim ? [ 2 ]


Sinirleniyorum kardeşim, delirmemek elde değil bu toplumda toplumsal hayatıma devam ederken fark ediyorum ki bazen aptal saptal düşünceler içimi sarmış...



  • Otobüste bir yere ilk defa gidiyorsam tarif edilene benzeyen bir yer gördüğümde telaşla butona basıyorum. Bakıyorum ineceğim yer değil, işte o zaman bir korku doluyor içime iniyorum o durakta. Sanki bütün otobüs madem inmeyecektin niye bastın laaan! diyecekmiş gibi geliyor. Sonrası malum diğer otobüse binip aynen yoluma devam ediyorum.
  • Birde gidip şöföre tatlı yavru köpek bakışlarıyla beni lurada indirir misiniz ? diye soruyorsun gayet itici bir surat ifadesiyle tabi ki diyor sanki lutfediyor, allahın hikmeti içine birşeyler doğuyor ve beni surada indirecektiniz unutmadınız değil mi sorusuna karşılık o 3 durak önceydi neden söylemedin lafı geliyor. İşte o anda büyük fırtınlar kopuyor içimde ama gereksiz bir şekilde alttan alıyorum tamam o zaman artık diğer otobüse binerim diyorum. Kavga etsene uleeen! yok korkuyor muyum neyim ?
  • Ulen bazen yer veriyorsun borçlu çıkıyorsun sanki hanımefendinin yerini almışsında yerini vermekte gecikmişsin gibi bir tavrı oluyor ki o anda gidip hayvani bir sesle bir teşekkür edebilirdiniz diye bağırasım geliyor. O zamanda yine sen görgüsüz oluyorsun, yer versen bir türlü vermesen bir türlü, vermiyorum ulan kimseye yer!

  • Hepsi bir kenara seviyorum toplu taşıma araçlarını diğer araçlar gibi g*tü kalkmış değil ne bileyim, ben bireyselim havası yok paylaşımcı bir çok insanı kucaklıyor dil, din, ırk ayırt etmeden. En kral sosyalist bence toplu taşıma araçları...

  • Banka sıralarında beklerken her yeni numara attığında sırası gelen insanlara dikakt ediyorumda sanki onların sırası gelmemiş gibi sağa sola bakarak gidiyorlar vezneye bir acayip havalarda sanki piyangoyla işlem yaptırılıyorda onlara o piyango vurmuş gibi...

  • Bazen de içimden benim sıram geldiğinde akıllının birisi kendi numarasıymış gibi vezneye gitsede bende olay çıkartsam gibi bir his olmuyor değil ki akıllara ziyan oluyorum o zaman, hatta bekliyorum biraz adamlar abakıyorum kimse gitmeyince hıh aferin dercesine bir tavırla yapıyorum işlemimi...

  • Altı üstü bir havale yapacaklar kardeşim sanki devletler arası anlaşma imzalıyoruz lütfen şu formu doldurun, buraya bir imza, evet burayada, birde buraya, havale lan bu havale bırakta yollayayalım ulaaaannn!...

  • Dolmuşçuların öğrenciden nefret ettiğini biliyorum ama bazen 1 milyon uzatıp bir öğrenci dediğimde, dönüp öğrencimi diye bir soruşu var sanki 25 kuruşun muhabbetini mi yapıyorsun diyor tavrıyla, sinirlerim tepeme çıkıyor inadına saklıyorum o 25 kuruşları biriktirip 75 kuruş yapıyorum bir öğrenci daha veriyorum dolmuşçulara...
  • Bazende dolmuşta 25 kuruşu vermiyor dolmuşcu isteyemiyorum insanlar bana 25 kuruşun muhabbetini mi yapıyorsun demesin diye yüksek sesle öğrenci 1 milyon olmuş gibi cümlelerle şöförün dikkatini çekmeye çalışıyorum ama nafile gelmiyor o 25 kuruş helali hoş olsun ...

Kardeşim ben mi deliyim sadece, biliyorum sende de var biraz delilik saklama...

20 Ekim 2008 Pazartesi

Deli Miyim Neyim?



Çocukken matrix denilen film endüstrisine çağ atlatan o filmi izlemiştik kuzenlerle ki film 3 yıldır çekiliyormuş, adam bir apartmandan öbürüne atlıyormuş yaaaaa! gibi ünlem cümleleri çok duyuluyordu. Neden bilmem üstümde aptal bir pil havası var sanki robotlar böyle beni uykuya yatırmış ben hayali bir dünyadayım. Annemlere bakıyorum yalan lan bunlar hepsi yalan, altı üstü bir pilsiniz imajıyla geziyorum.

Anlatılmaz yaşanır bir halim var ki anlatırken birçok okuyan eski günlerini hatırlıyor kanımca -benim kadar kendini kaptımamış olsa da- neyse mevzum o değil gerçeğe dönüşüm çok ilginç, herşey yalan balkondan atlayabilirim havalı ben salıncaktan k*çımın üstüne düşünce hayatın gerçekliğini anladım. Yaşıyoruz biz dedim öyle sağlam bir ağrı bıraktı düşme etkisi. Bazen düşünüyorum g*te haksızlık ediyoruz.
  • Bazen aklıma geliyor maddeleri neye göre isimlendirmişiz Mesela kapıya neden kapı demişizde pencere dememişiz. Çocukken çok zamanımı aldı bir sonuca varamadım hala arada geliyor bazen.
  • Peki Sürekli tekrar ettiğim bir kelimenin manasını yitirmesine ne demeli "merdiven, merdiven, merdiven, merdiven,merdiven, merdiven, merdiven" bak anlamsızlaştı, Allah Allah ilginç...
  • Özledim: amuda kalkıp, gözlerimi kırpıştırarak cine5 izlemeyi! [Ne yani sen izlemedin mi :D yalan! ]
  • Bazen deliriyor muşum gibi geliyor, tuvalette oluşan o kısacık zaman aralığında dünyalar geziyorum süpermen halt ediyor yanımda sinbad kadar karizmatik,süpermen kadar güçlü oluyorum ne bileyim elimden lazerler çıkıyor, tuvalet benim için seansı gelmiş sinema gibi yani. Altı üstü s.çıyorum görsen kriptondan gelmişim havası var üstümde.
  • Ulen en delirdiğimi düşündüğüm anlarda en güzel çözümün uyumak olduğunu fark ediyorum sanki uykumda akıllanıyor muşum gibi geliyor. Sonra geğiriyorum afedersiniz anlıyorum ki midemmiş rahatsız olan delirmiyor muşum :)
  • İçimden kendi kendime konuşuyorken bir başbakan bir cumhurbaşkanı edam oluyor, kimi kandırıyorsam, içimi biliyorum içimi sanki normal konuşsam kendimi ciddiye almayacak mışım gibi geliyor...
  • Uyurken telefon görüşmesi yapıyorum hatırlamıyorum kardeşim, dövüş kulubü misali ikinci benden şüpheleniyorum Cumhurbaşkanı edalı serefsiz çok parası varya arıyor sağı solu, Finansbank'a kredi kartı başvurusu yapmışım vallahi hatırlamıyorum, Geçen annemden pırasa yemeği istemiş şerefsiz hiç sevmem ben, annemde hala olayın şaşkınlığında dedim ben değilim o .
  • Pırasa bitkisi niye var, vitaminliymiş yemişim vitaminini ...

16 Ekim 2008 Perşembe

Bir Yol Türküsü Yaşamak...

Bir yol türküsüdür yaşamak aslında hep alışıldık olan manzaraların geride kaldığı hep geriye baktıkça tebessümün yüzümüden eksik olmadığı, ileriye baktıkça hep bir bilinmezlikle uzanan uzun uzun yolların bulunduğu bir türkü.

Yollar kıvrıla kıvrıla ilerlerken önünde, birgün biteceğini bilerek daha çok gaza basmak ve kendine daha çok gaza bastığı günler için bir nebze daha kızmaktır yaşamak. Yol kenarından gözümüze çarpmış nice güzelliklere inat yalnız sonuna doğru ilerlediğimiz bir yol. Kimi zaman çok durmak istediğimiz güzelliklerin sadece yanımızdan geçisini izleyebildiğimiz, varmak istediğimiz yere vardığımızda hep varılacak yeni yerlerin bulunduğu bitmeyen bir yol.

Aydınlık günlerin sonunun hep karanlık gecelerin aldığı, her karanlık gecenin sonunda güzel tebessümüyle çok tanıdık simasıyla güneşin aydınlattığı, üzerinden sadece bizim değil binlerce insanın geçtiğini bildiğimiz bize ait olmayan bir yoldur yaşamak.

Birgün vardığımız bir hedefin bizi mutlu edeceği ümidiyle sürekli ilerlediğimiz, sonuçta her hedefin yeni hedefleri getirdiği bir yoldur yaşamak. Gittikçe manzaranın değiştiği sonu olduğunu bildiğimiz ama gitmekten zevk aldığımız bir yol değil midir yaşamak.

Gitmelerin aslında hayatın ta kendisi olduğu, durmanın olmadığı, durduğumuzu sandığımızda bile hız kesmeden ilerlediğimiz bir yol değil midir yaşamak. Giderken hep yeniye, hep bilinmeze gittiğimiz, giderken sonunu düşünmeden ilerlediğimiz bir ömür törpüsü...

Aslında hedeflerin mutluluk getirmediğini anlamamız bayğı zamanımızı alır, Halbuki zevk alınması gereken kısım yolun ta kendisidir. İnsana mutluluk getiren gitmek istediği hedefe varmaya çalışırken geçtiği yollar değil midir. Yaşamak hedeften mutluluk beklemek değil;
giderken manzaradan zevk almayı öğrenmektir aslında.

Gitmektir yaşamak, bitmeyen bir yol türküsüdür. Gittikçe daha ilerlemektir, her yeni hedefe vardığında daha başka hedeflere ilerlemek ve zamanla gitmekten zevk almaya başlamaktır. Ve bir gün geldiğinde çok kısa olduğunu gördüğümüz kalan yolumuza bakıp tadını çıkarmayı öğrenirendiğimiz.Yanımızda önlerinde gidilecek uzun yollarıyla torunlarımıza bakıp tebessüm ederek kısacık yolunun tadını çıkartmaktır. Ve bir gün gimeyi bırakmaktır.

İşte yaşamın bittiği an o andır gitmeyi bıraktığımız an. Hep birilerinin hayallerinde manzaranın bir kenarında el salladığımız o andır yaşamın bittiği zaman. Ve bir gün gitmeyi bıraktığımızda daha derinden fark ederiz aslında bizi mutlu eden şeyin gitmek olduğunu. Bir yere varıp durduğumuzda anlarız ki varmak değil mutluluk gitmenin ta kendisiymiş.

Umarım durduğumuz o güne kadar vardığı hedeflerden mutluluk bekleyenlerden değil yolun kendisinden mutlu olanlardan oluruz.

Saygılarımla...

[inceden not : Aşık Veysel ne güzel söylemiş " Uzun ince bir yoldayım , gidiyorum gündüz gece" ;)]
Related Posts with Thumbnails