27 Haziran 2008 Cuma

Babalarımız

Not: Bu şarkı anımsattı yazdım dinleyerek okumanızı rica ediyorum...











Hiç düşündünüz mü babalarmızın hayatımızda ki yerini, neden hiç maddi sıkıntılardan haberimiz olmaz, neden en sıkıntılı zamanlarda dahi günlük güneşlik hayatlar yaşayabiliyoruz. Babalarımız sayesinde hiçbir sıkıntı, hiçbir dert bize ulaşamadan yok oluyor yorgun ama dinç, sevdikleri için çıktığı her savaşa en büyük savaşçılardan daha dik daha hazır çıkan savaşçı karşısında...


Yıllar yıpratıyor babaları, onca sene geçirdiği hayat kimbilir ne çelmeler taktı, kimbilir hangi sıkıntılarla savaşmak zorunda bıraktı. onca hayat koşuşturmacasında tek sıkıntısı vardı babalarımızın; Dayandığı tek güç içinde ki fırtınaları dışarıya vuramamanın verdiği yıpranmış liman tadında ki yüreklerine bir yudum mutlulukla bakan ailesi yani bizler.

Onca sıkıntının arasında bir gülüşüne gözünü kırpmadan ömrünü verebileceği insanların mutluluğudur yegane ödülü. İçinde ne fırtınalar barındırır, ne yaşanmışlıklar yıkmıştır yıpratmıştır. Ağlayamamıştır baba çünkü babalar ağlamaz çünkü babalar kuvvetlidir çünkü babalarımız bizim yenilmez kahramanlarımızdır.


Ağlayamaz yenilmez kahraman çünkü güçlüdür o çünkü o bizi korur çünkü kimse onun kadar güçlü olamaz çünkü o "BABA". Yeri gelmiştir kızmıştır yeri gelmiştir birlikte çok güzel günler yaşamışızdır. Ama babamıza bir kere seni seviyorum demek aklımıza gelmemiştir.

Oyuncak istediğimizde bize kızması zorumuza gitmiştir ama isteyerek kızmamıştır babalarımız. Çünkü baba güçlüdür elbette bir oyuncağı alacak parası vardır diye düşünürüz ama parasız olduğunu söyleyemediğini ve "sonra alırız yavrum" cümlesine inatla direnmemizin onun gururunu derinden yaraladığını, sonra o an aklına geldikçe ağladığını düşünüp "baba seni seviyorum" dememişizdir.


Ve çoğu zaman bizim bir birrey olduğumuzu bile düşünmediğine inanmışızdır. Kararlarımızı sorgulaması ve hep bir bahane bulmasını küçük görmesine yormuşuzdur ama düşünmemişizfir ki aklından bize herhangi bir zarar getireceğini düşündüğü herşeyin karşısında yırtıcı bir kaplan misali durabileceğini bu biz bile olsak...

Ve esirgemişiz bir seni seviyorum sözünü bilmek zorunda oldukları için, hayatta yegane amaçları biz olan insanlara sebebsiz yere içimizden geldiği için seni seviyorum dememişiz. Bu zaman kadar söyleyemediğim ve söylemediğim her seni seviyorum için çök pişmanım pişman olmamak için söylemeliyiz.

Baba olmak zor zanaat, dağ kadar dik olup bir çiçek kadar nazik olmaktır aynı zamanda dokundan boynunu eğecek gibi bunu kendisinin dışında kimsenin bilmemesidir. Sıkıca sarılıp seni seviyorum dememize ihtiyaçları var. tıpkı onların bize demesine ihtiyacımız olduğu gibi.

En azından baba oldukları için ve her ihtiyacımız olduğunda bize sarılıp bizi telkin edip güvende hissettirdikten sonra seni seviyorum dedikleri için bir kere öylesine içimizden geldi diye seni seviyorum diyelim...

Hayattaki sıkıntılara göğüz germesi için ufakta olsa bir neden verelim, içinden hafif bir tebessüm etmesi için ve sevildiğini bilmesi için seni seviyorum diyelim...

Saygılarımla...

24 Haziran 2008 Salı

Eurovision



Eurovision, özünde bir kültürler yarışması gibi gözüküyor. Başlangıç amacı öyle gibi gözüküyor ama benim aklıma daha farklı bir sahne geliyor. Hikaye şöyle, Bir gün Avrupalı devletler - ki tarih deyince daha 100 - 200 yıllık bir geçmişe sahipler bakınız : Kavimler Göçü - bir araya gelip 100 yıllık kültürlerini yaymak ve bunu çaktırmadan yapmak için bir yol ararlar ve bulurlar. Eurovision şarkı yarışması...

Neden Böyle Düşünüyorum ?

Böyle düşünüyorum çünkü zaman geçtikçe eurovision iyice Avrupa'da ortaya çıkan pop kültürünün her ülkeye yayıldığının göstergesi. Müzik kültürü, tarihi geçmişi çok uzun olmayan milletlerin ilk geliştirdiği kültürlerden birisidir ki Avrupalı devletler bir avrupalılık kültürü oluşturmak için Avrupalı devletlerin dejenerasyonuna müzik kültüründen başladılar.

Bu Deneme başarılı da oldu aslında, gün geçtikçe birbirine daha benzer şarkılarla karşılaşır olduk Eurovision'da. Bir yazarımızın dediği gibi bizim birinciliğimizde aslında "Adamlara bak bizim kültürümüzü bizden daha iyi sergiliyorlar" birinciliğiydi. Zaten kazanan ülkelere bakarsak gün geçtikçe daha da Avrupalılaşan ülkeler.

Bunun yanında şunu da belirtmek gerekir. Biz 1975 yılında bu zıkkıma dahil olduk ancak 2003 yılında birinci olabildik. Yani müzik alanında bizim dejenere olduğumuz kanaat getirdikleri tarih ile girdiğimiz tarih arasında 28 Yıl var kültürel bir olay için kısa bir süre gibi gözükse de bir farkı daha derin ortaya koyuyor biz geçmişi uzun yıllar öncesine dayanan bir milletiz.

Çok değil aslında 28 yıl kısa bir sürede dejenerasyona uğradık demek aslında ama diğerlerinden daha uzun sürmüş bizim dejenerasyonumuz. Dediğim gibi 28 yılda ortaya çıkan büyük değişimler milletlerin kültürleri için kısa bir süredir.

Neden Hala Uğraşıyoruz ?

Uğraşıyoruz çünkü bizde Avrupalılaşmaya çalışıyoruz. Atatürk'ün "yüzümüzü batıya dönmeliyiz" sözünü böyle yorumlamışız. "Avrupanın kültürünü alalım!" . Bugün yüzyıllardır bizi avrupa sınırlarından kovmak için uğraşan devletler neden bizimle iyi ilişkiler içindeler, çünkü yeni bir savaş türü buldular kılıçla, topla, tüfekle yenilmeyen bir milletin aslında en önemli silahı kültürüdür. Öncelik bu silahı elinden almaktır.

Bugün ben dahil çoğumuz bu yarışlamarı öyle ya da böyle izliyoruz ve sonucunu merak ediyoruz. Hiç bir faydasının olmamasının yanında bu tarz yüzyıllık planların bir parçası olan bu organizasyonun amacına farkında olmadan alet oluyoruz.

Eurovision Karşıtımıyım ?

Evet Karşıtıyım, görünürde ki amacı asıl amacı olmaya başlamadığı müddetçe ben eurovision karşıtı olacağım. Zaten hepimizinde olması gerekiyor. Ne zaman katılmak bana mantıklı gelir kendi kültürümüzle orada olduğumuz zaman. Aşık Veysel'ler, Yunus Emre'ler, Türküler bir kenarda dururken bir pop şarkısıyla veya rock şarkısıyla o yarışmaya katılmak bana anlamsız geliyor.

Bence sonuncuda olsak kendi kültürümüzü tanıtmak göstermek maksadıyla orada olmalıyız olacaksak, amacı büyük entrikalar barındıran bir organizasyonu kendimize faydalı hale getirebiliriz böylece. Dünya da herkes en azından bize ait birşeyleri izlemiş olur, biraz daha bizi görmüş olur.

Bana kalırsa katılmaya bile gerek yok ama kendi kültürümüzü tanıtmak için kullanabiliriz bunu Haksız mıyım ?

Saygılarımla...

20 Haziran 2008 Cuma

Kredi Görüşmesi

Ben Çoğu profil yazımda ben bile ne yapacağımı çoğu zaman kestiremiyorum diyorum, arkadaşlarım bana gülüyor ama bunu anlattığımda bir kez daha gösteriyorum bunu :). Anlatmazsam olmaz.

Geçen gün can sıkıntısı nöbetlerinin arasında bir bankanın içerisine daldım, yapacak bir işimde yok tabi ki öyle bakınıyordum ki - bu arada bir konferansta görevli olduğumdan üstümde takım elbise var - güvenlik hiçbir şey yapmamış olmamdan kıllanarak yanıma geldi ve "Birşey mi istemiştiniz beyefendi?" dedi. Hiç farkında olmadan "Kredi başvurusunda bulunmak için müşteri temsilcinizle görüşmek istiyorum" cümlesi gayet net titreme olmaksızın ağzımdan çıkıverdi.

İşin komik tarafı burdan sonra başladı. Benim böyle dediğimi duyan müşteri temsilcileri kılığıma aldanmış olucak ki yukarda ki resim misali bana bakmaya başladılar. içlerinden gayet hoş bir bayan "Buyurun" dedi. Kendinden emin bir ifadeyle oturdum.

Kredi'nin Türü ne olacak dedi. Kredi dünyasına dair duyduğum tek kelime olan kurumsal olacak deyiverdim. Kurumsal deyince, ne işle uğraştığımı sordular :D bende lorea'l makyaj firmasına fındık yağı sattığımı söyledim (nerden aklıma geldiyse lorea'l fındık yağı :D) . Bu cümleden sonra fark ettim ki iş ucu alınamayacak bir hal almaya başladı. Diğer müşteri temsilcileride yanıma doğru yaklaştılar, yatırım stratejileriymiş, kredi türleriymiş, likiditeymiş anlamadığım bankacılık terimleri havada uçamaya başladı :D .

Aklıma avea'nın o eşsiz hizmeti geldi :D bir numarayı çaldırıyorsun. Avea seni geri arıyor ve bir kadın "bulunduğunuz ortamdan kurtulmanız için sizi aradık sakin olun ve ara vermeden konuşun" diyor :). O kadın saolsun doğaçlama bir tiyaro eserini müşteri temsilcilerine sahneledikten sonra tekrar döneceğim imajını vererek bankadan ayrıldım. :D Dışarı çıktığımda kendimi sabancı gibi hissediyordum, hani reklamlarda bankadan çıkınca bir daha bankaya bakan adamlar varya onlar zengin adamlarmış onu anladım :D Bir an için zengin gibi hissettim :D bende arkamı döndüm ve bankaya baktım, sonra fakir olduğumu hatırladım önüme döndüm bir daha :D.

Uzun lafın kısası gayet eğlenceliydi, önemli insan hissiyatı uyandırıyorlar sizde, bir hizmet bir hizmet sorma gitsin :D . Çok sevdim bu işi arada egomu tatmin etmeye giderim artık.

16 Haziran 2008 Pazartesi

Truman Show

Truman Show , uzun yılların filmi ama bir çok yarışma programına fikir babası olmuş film. Bize zorla yutturulan biri bizi gözetliyorlar bu filmden esinlenme programlardır. Yani kitleleri etkilemiş bir film dolaylı yoldan :). Dün tekrar izleme şansım oldu.

Filmde çocukken bir şirket tarafından evlatlık alınan Truman'ın tüm hayatının televizyondan canlı yayınlanması anlatılıyor. Truman dışında hayatında ki herşey bir kurmacanın eseri, bu yönüyle film çok farklı ve güzel.

Bu filmi ilk izlediğimde bende bir ara düşünmeye başlamıştım, hakikaten hazırlanmış hayatları yaşıyor gibiyiz diye. Dikkat ettiğimde günlerimin neredeyse birbirinin aynı olduğunu görmüştüm :). Sokağın ortasında gökten spot ışığı düşmesini bekledim belli bir süre.

Filmde Truman yaşamında herkesin oyuncu olduğunu bilmediği için arkadaşına soruyor. "Hiç sana komplo kurulmuş gibi hissettin mi ? herkes seni izliyor gibi?" çoğu zaman hissetmişizdir ben çok hissettim mesela. Film insanların bu yanına çok güzel dikkat çekiyor.

Tabi ki filmi güzel yapan bir nokta da sonu, izlemeyenler için anlatmayacağım ama Truman kendisi için çok zor bir kararı vermek zorunda kalıyor. Gayet anlamlı bir film tekrar izlemiş olmak beni çok mutlu etti. Eğer izleme şansınız varsa mutlaka izleyin...

15 Haziran 2008 Pazar

Youtube'a Girmek







Evet arkadaşlar çözüm bulunmuş olmasına rağmen tiev & volsoft programıyla başım beladaydı yinede ben becerememiştim bahsedilen çözümü yapmayı. Ama bu durum bana yeni ufuklar açtı :D.

Youtube'a girmenin daha basit ve kolay çözümleri varken bir internet kafe kullanıcısı olarak program yükleme şansım olmamasından dolayı daha değişik çözümlere yeklen açtım ve bu siteyi buldum. http://www.ktunnel.com/ Sitenin ekran görüntüsünü yukarıda görüyorsunuz. Zaten site açıldığında "http://www.youtube.com/" yazısı yazılı bir şekilde "begin browser" demenizi bekliyor. Begin browser deyin ve youtube'a dalın :).

Bunun dışında anahtar kelime araması yaparak siteleri engelleyen engelleyici programlarıda engellediğini fark etttim. Yani tiev & volsoft'a çalımı attım anlayacağınız. Hani çalım attım derken öyle abuk sabuk sitelere girmek için değil tabi :D [niye açıklama ihtiyacı hissettiysem], dedim ya blogger'ı bile engelliyor meret bende blogger'a bu site aracılığıyla giriyor yazımı şu anda bu site sayesinde yazıyorum. Güzel bir sistem denemenizi tavsiye ederim. Basit şekilde ihtiyacınız olan hizmeti sunmuşlar.

Herşey bir kenara açılır pencereleri çok sıkıcı, bunun dışında gayet başarılı bir site olmuş . Deneyin bakalım.

14 Haziran 2008 Cumartesi

Kredi Yurtlar Kurumu







Hayatımda ilginç olarak adlandırdığım bütün anılarımı kredi yurtlar kurumunda yaşadım :). Cidden bu konuda çok potansiyeli olan yerler KYK(kredi yurtlar kurumu). Açıkcası 81 ayrı vilayetten 81 insan + yabancı öğrenciler çok kozmopolit yerler oluyor.



Gene bir gece uykusuzluğun kollarında çırpınırken 2. öğretim bir arkadaşımın uyumadığını düşünerek yanına çıktım, tabi bir de sigara bulma umuduyla [uykusuz öğrencinin yegane dostu :) ] kapıyı açtım önümde ki manzara karşısında bayağı sarsıldım :). Aklımdan geçen onca fikre rağmen kapıdan içeriye girdim sonuçta aklımdan hiç iyi şeyler geçmiyordu :D kapıyı çekip "rahatınıza bakın görüşürüz" diyesim de geldi aslında ama içeriye girdim.



Tabiki alacağım cevapların çok abes olma ihtimaline rağmen ne yaptıklarını sordum. Aldığım cevap gayet ilginç bir cevaptı. "Göte masaj şart abi!" :D



Tabi yaşadığım ilginçlikler arasında aynı banyoda 4 ayak görmek dahi varken, bu kadar açık durumda olabilme ihtimali beni bitirdi. Yok artık dedim :D





Neyse sonra olayın özünü anlattılar. Arkadaşlar sırayla birbirlerine bmasaj yapıyorlar sene başından beri bir gün espriyle karışık biri diğerini -afedersiniz- kıçını sıkıyor. Bir anda acayip hislere gark oldum diyor arkadaş :). Hani masajın iyiliğinden değilde tarcihlerinle alakalı bir problem olamaz mı diye soruyorum. Yok değil harika bir duyguydu cevabını alıyorum :D. O gün bu gündür sırayla göte masaj yapıyorlar.



Normalde Göt kelimesini bu kadar rahat kullanmam ancak arkadaşların rahatlığı beni bu cümleyi olduğu gibi yazmaya itti :D Hakikaten ilginç.



Evet sonra bende deneyimledim hakikaten doğru söylüyorlarmış :D, bu manzaranın bir benzerinide ben yaşadım :D. İçtenlikle söylüyorum denemelisiniz :D.

12 Haziran 2008 Perşembe

Recep İVEDİK


Recep ivedik, "o bir halk kahramanı" cümlesi sloganı olan bir karakter. Gerçekten halk kahramanı mı ? Veyahut neden filmden çıkan herkes çok eğlendiğini söylerken, bu cümlenin ardından çok küfürlü veya ne bileyim çok absürt deme ihtiyacı hissediyor.


Şu anda online Recep ivedik filmini izledim de bir şeyi fark ettim. Çocukluğumdan beri istediğim yegane özellikler bu adamda :). Yuh diyesi geliyor insanın ama öyle. O kadar rahat bir adam olmayı beceremedim hiç, ne bileyim ossuruğumla bira şişesi uçurmayı da denemedim ama film boyunca Recep İVEDİK'in ekmeğini yediği duygu bu işte.

Hepimiz hayatımız boyunca her istediğimiz duruma istediğimiz tepkileri verelim istedik. Ama insanları kaybetmekten korktuğumuz için toplumla uyumlu bireyler olarak yaşamak istediğimizden Recep İVEDİK'in yaptıkları sadece bilinç altımızda birer esprisi konusu olarak kaldı.
Düşününce bir noktayı daha fark ettimde ekleyeyim dedim. Bu adam çoğumuzun sevmediği, bize dayatılan zengin yaşam tarzına (ne bileyim et bıçağı, et çatalı corba kaşığı tatlı kaşığı :)) bahsettiğimiz kuralların karşısında robin hood misali davranıyor :) şahsen bir an ben kendimi kaptırdım - yürü be recep :) - .

İşte filmin gişe başarısı bence bu duygunun eseri, hepimizde bir gizli saklı Recep İVEDİK tarafı olması izlenir kılıyor. Esprileri değil sadece yaşama baş kaldırısı bizim mevzumuz, Verilen tepkiler değişkenlik gösterseydi bile biz bu filme gülecektik. Çünkü hayata hep hayal ettiğimiz kadar umursamaz yaklaşıyor.

Tabi önemli kısım şurası Recep İVEDİK tüm umursamaz tavrına, sallamaz tavrına rağmen dostu olan ve insanlar tarafından kınanmayan bir karakter ki :) film boyunca girdiği mekanlarda kınanmaması "imkansız" denilecek kadar küçük bir ihtimal.

Yani demek istiyorum ki kanmayın arkadaşlar böyle bir insan o gördüğünüz hayatı yaşayamaz :D . O yüzden bu filmi izlerken Recep İVEDİK karakterini bir kere böyle düşünün ve böyle izleyin emin olun güldüğünüz yerlerin iyice azaldığını göreceksiniz.

Filmin vermek istediği "iyiler her zaman kazanır" ana düşüncesi ise bu bahsettiğim ayrıntı içerisinde kayboluyor. Yani birşey anlatmak istiyor fakat anlatamıyor. Çünkü mevzusu farklı ;).

Uzun lafın kısası öyle entellektüel yazarlarımız gibi "bu ne ya hep küfür, hep argo, bu film değil !" gibi bir tepki sergilemeyeceğim bu kadar insan izlediğine göre hiç yoktan ilk bahsettiğim psikolojik durumun farkında olan birisi bu filmi çekmiş demektir ve amacına ulaşmıştır.

Biraz emeğe saygı :), her neyse çok insandan saçma sapan yorumlar dinleyince izlemek istedim nedir diye düşüncelerimiz paylaşayım dedim.

11 Haziran 2008 Çarşamba

Tiev & Volsoft

Ne anlama geldiğini bilmediğim bu iki kelimeden nefret ettim kardeşim!! Nedir bu yahu her türlü siteye porno muamelesi yapıyor, teknolojik ahlak zabıtası.


Adamlar bir sistem yapmışlar vara yoğa ekrana çıkıp bana "Vay pis pornocu nereye giriyorsun bakim!" tarzında bir uyarı sonrası, kıh kıh gülüyor. Bende insanım ağırıma gidiyor. Yok yapıyor olsam zoruma gitmeyecek :).


Yurdun internet kafesi burası, len ben manyak mıyım o kadar adamın arasında pornoya bakayım diyorum. Sapıklığın yeri ve zamanı yok diyor cart gene :) Sinirliyim ulen sinirliyim yeter yahu bir ara komplo düzenlemek aklıma geldi, programın temelini havaya uçuracaktım ki bu seferde "ghost" denilen program 112 hızır acil misali yetişti hemen bir suni tenefüs, bizim ahlak polisi yine karşımda :)

Yeter ya ben sapık değilim kardeşim biri şu programı durdursun, benim blogumda bile +18 içerik varmış bana öyle diyor. Allah allah benim blog benden habersiz büyümüşte +18 bilgiler veriyor alttan alttan galiba.



Blog gel len buraya al sana "evlilik ve cinsellik" ansiklopedisi bir daha öyle abuk sabuk şeylerle uğraştığını görmeyeyim. Oku öğren kendini geliştir biraz ne bu internette +18 yayınlar! . Arada bir kulağını çekmek gerekiyor kanımca. Bizde genç olduk ordan biliyorum :P


Fazla özele daldık bitir apo şunu diyor içimden bir ses yoksa tüm gizli kalması gereken bilgilerimi ifşa edeceğim böyle giderse :D
Related Posts with Thumbnails